"Yerli ve Milli Yazılım" kavramının anlamının doğru ve geniş bir sektörel yapılanma ile  tanımlanmalı.   "yerli ve milli yazılım" sadce Türkiye Cumhuriyetine kayıtlı işletmeler tarafından, TC vatandaşlığı olan kişiler tarafından yapılmış yazılımlar olarak tanımlanamaz.

Bilişim sektöründe olan bizlerin bildiği gibi, Bilişim sektörünün gelişimi ABD'de başlamış ve ABD'li teknoloji firmaları tarafından hızla dünyaya yayılarak özellikle bu yazılım sektörünün hakimiyeti bu firmalarca kontrolü altına girmiştir. 

ABD'li teknoloji firmalarınca geliştirilmiş yazılım teknolojilerinin kullanılması başlangıçta sorun yaratmasada özellikle son dönemlerde ABD ve NATO ile oluşan gerginlikler, ABD, Almanya ve Fransa menşeyli bir çok yazılımın stratejik olarak kullanabilirliklerini sorgulamaıza sebep olurken, "yerli ve milli yazılım" kavramının daha güçlü bir şekilde gündeme gelmesine sebep olmuştur.  

Türkiye için "yerli ve milli yazılım" tanımlamamızın "TC'ye bağlı işletmeler ve üst düzey yönetici sahipleri TC vatandaşı olan, özellikle güvenlik açısında yurt dışı teknolojilerine bağlı olmayan veya özellikle açık kaynak kod teknolojileri ile geliştirilerek "güvenlik şeffaflığı" oluşturulan; teknolojinin gelişimi ve sürdürülebilirliği açısında düşük yada hiç maliyet oluşturmadan kullanılabilen, yeni yazılımcıların kolaylıkla yetiştirilebilmesi veya yeni işletmeler arasında kolaylıkla yayılıp kullanılması ve gerektiğinde ihtiyaca göre ölçeklendirilebilmesi mümkün olan,  Türk yazılım ve kullanıcı sektörlerinin ihtiyaçlarında içine alarak geliştirilmiş yazılımlardır" şeklinde yapılması kritiktir. 

Bu tanımlama özellikle Türkiye'nin "yerli ve milli ERP" yazılımını geliştirmek için  ihtiyaçlar doğrultusunda lisans bağımlığı olmayan, düşük maliyetli teknolojileri ve sektörel devamlılığın nasıl karşılanacağını da kapsayarak bir yol planı oluşturmaktadır.

Sanayi Bakanlığının ve Savunma Sanayi Başkanlığının hedeflediği "yerli milli ERP" projelerinin Açık Kaynak Kod teknolojileri kapsamında geliştirilmesi, sürdürülebilirlik ve uygulamanın sektörde kabul edilmesi açısından kritiktir.  VTigerCRM, SugarCRM,  Joomla ve WordPress gibi açık kaynak kod teknolojileri üzerine geliştirilmiş müşteri ilişkileri yönetimi (CRM) ve  içerik yönetim sistemleri (CMS) bu alanda başarılı örneklerdir.  

Türkiye'nin "Yerli ve Milli Yazılım"'ı geliştirmek için Açık Kaynak Kod teknolojilerini kullanmamız özellikle lisans maliyetlerini KOBİ ve Mikro işletmeler için kolay erişilebilir ve kullanılabilir olmasını sağlayacaktır.

Ticari olarak geliştirilmiş, Windows, IBM, Oracle vb.. firmalarının Kapalı Kod yazılım teknolojilerinin aksine "Yerli ve Milli Yazılım"' da Açık Kaynak Kod teknolojilerinin kullanımı ayrıca gerektiğinde yazılımın kaynak kodunun kolaylıkla yeni yazılımcılarla, kullanıcılarla paylaşılarak yayılma ve daha da önemlisi yeni bakış açısı geliştirerek yazılımların hızla gelişmesine, "özgün yazılımların" oluşmasına olanak sağlayacaktır.

Türkiyede "Yerli Milli Yazılım" gelişim ortamı hazırlarken ayrıca 4 konuya da dikkat çekmeli ve  birbirleri ile karıştırmamalıyız.

  1. yeni inovasyona dayalı ürünler geliştirmek ve bu ürünler ile küreselleşmek ayrı bir konudur,
  2. ithal ikamesi ürünler üretmek ayrı bir konudur,
  3. ulusal güvenlik açısından bakarak bazı stratejik ürünleri yerli kaynaklarla ve yerinde üretmek ayrı bir konudur.
  4. yeni kullanıcılar ve yazılımcılar geliştirerek sektörü yaygınlaştırmak ve genişletmek ayrı bir konudur.

Bunları doğru tanımlamamız ve  farkını tam ortaya koymamız, bu farklı alanları destekleme konusunda doğru kamu politikalarını, doğru şekilde geliştirmemize yardımcı olacaktır. Bu konuları açarsak:

 

1 - Yeni inovasyona dayalı ürünler geliştirmek ve bu ürünleri ile küreselleşmek öncelikle  yerel sektörde bu ürünleri yoğun ve esnek şekilde kullanacak, ihtiyaçları doğrultusunda geliştirecek kullanıcılara firmalara ihtiyaç duyulacaktır. Bu yazılımların gerek yazılımcılara gerekse  yeni/farklı ihtiyaçları şekillendirecek kullanıcı firmalara ihtiyaç vardır. Yazılım alanı yoğun bilgi ve tecrübe gerektiren bir alandır  Gerçekçi olmak gerekirse yeni mezun bir yazılımcının tecrübelenmesi için çalıştığı alana bağlı olarak en az 3 ile 5 yıl arasında bir süre kurumsal bir firmadaki projede  tecrübe kazanmış olması gerekmektedir. Yoğun tecrübe kazanmış yazılımcıların ve yazılım firmalarının inovasyona dayalı yazılım ürünleri geliştirebileceğini düşünürsek ülkemizde  kendileri için yazılım geliştirme projeleri yapan kurumsal firmaların sayıca hızla arttırılması gerekmektedir. 

Ancak kendi içlerinde yazılım geliştirmesi yapan firmaların sayısı artması ile yeteri miktarı yeni yazılımcı en az 1-1.5yıl çalışarak bir proje tamamlaması ile sağlanabilir. 

 

2 - Cari açığımızın kapatılması amacı ile, küresel yazılım firmalarına ödediğimiz büyük lisans ücretlerinden tasarruf etmek istiyorsak bu ürünlerin benzerlerini Türkiye'de üretmek ve yabancı ürünlerin yerini alarak cari gideri azaltabiliriz. Küresel ürünlerin benzerlerini yerli şirketlerin imkanları ile geliştirip ithal lisansların yerine koyarak, döviz çıkışınızı azaltır, ülkenin toplam nakit akışına pozitif katkı sağlarsınız. Buna ithal ikamesi denir.

Yeterli sayıda olmasa da, bu konuda son yıllarda alınan bazı önemli adımlar vardır.  Bunlara en güzel ve en önemli örnek TÜBİTAK'ın PARDUS projesini gösterebilir.  Linux işletim sistemi üzerinden geliştirilmiş olan Pardus'un hedefi devlet içinde kullanılan yabancı işletim sistemlerinin yeri alarak yılda 4mlyar TL'lik lisans tasarrufu sağlamayı hedeflemekteydi fakat TÜBİTAK ve PARDUS projesinin başına atanan liyakatsız yöneticiler, oldukça başarı kazanmış PARDUS ekibinin 2011-2012 yılları döneminde dağılmasına sebep oldular.  PARDUS ekibinin 2012 - 2013 döneminde yeniden yapılanması ve çalışmalarına tekrar başlaması oldukça olumlu bir durum olsa da "sivil kullanıcıların" PARDUS'un stratejik hedef grubundan çıkarılması PARDUS'un yayılmasını engelleyen çok olumsuz bir karar olmuştur.    

 

3 - Ulusal güvenlik açısından bakarak bazı stratejik ürünlerde yukarıda adlarından kısaca bahsettiğimiz batılı yazılım ürünlerinden özellikle kaçınmak;  güvenlik açısından şeffaflık sağlamak için Açık kaynak kod ve açık kaynak veritabanlarına kritik önem sağlayabilir.  Açık kaynak kod ile geliştirilmiş bir yazılımın  gerekli güvenlik ve kod geliştirme yönetimi disiplini altında kapalı kaynak kodlu yazılımlardan güvenlik eksikliği yoktur; aksine kodun açık olması sebebiyle tam kapsamlı olarak incelenerek güvenlik açıkları tespit edilebilir.  Burada önemli olan toplumda ve IT sektöründe açık kaynak kodlu yazılımların kullanımının yaygınlaşmasını sağlamak ve desteklemek önemli bir stratejik karardır.   

 

4 - Yazılım sektörünün genişlemesi sadece piyasada var olan belirli yazılımların daha büyümesi ve yayılması değildir.  Aksine küçük ölçekli işletmelerin hazır muhasebe yazılımlarının ötesine geçerek kendi ihtiyaçları doğrultusunda  CRM veya ERP türü iş yönetim yazılımları geliştirmesi ve yazılımları uyarlayarak verimliliklerini arttırmalarıdır. "Tabana yayılmak" olarak da  söyleyebileceğimiz bakış hem yeni kullanıcı ve kullanım alanını arttırırken yeni yetişmiş yazılımcıların tecrübe kazanacakları potansiyel proje noktalarını arttıracak, kazanılmış tecrübeler ile yukarıda bahsettiğimiz inovasyona bağlı ürün gelişiminin artışını sağlayacaktır.  

Özetle bu dört konu kapsamında detaylıca düşünüldüğünde  Türkiye için "Yerli ve Milli Yazılım" kavramı özellikle Açık Kaynak Kodlu teknolojilerle birleştiğinde yazılım sektörünün geleceği için katma değeri oldukça arttırmaktadır.